|
Galatya Hellen tanrılarını kendi yaşayış, inanış ve geleneklerine ters bulan Galatlar, Anadolu’daki tanrı anlayışını kendilerine yakın bulmaya başlamışlardı. Binlerce yıl önce, Anadolu’nun mağaralarında ve sonra da ilk kentlerinde izine rastlanmış olan ana tanrıça, insanın toprak anasını ve gök babasını birleştirmesinden oluşturduğu bir düşünce ürünüydü. Anadolu insanının doğa ile kaynaşması sonucu, insanın içindeki yaratıcı düşüncenin tanrısallaştırılmış bir biçimiydi ana tanrıça. Galatlar da tanrılarını doğa içinden ortaya çıkarmışlardı. Galatlar, umutlarını, beklentilerini, hayallerini Anadolu insanının tanrısında da bulacaklarını düşündüler. Galatların ana tanrıçası Matrona, sanki Anadolu’nun ana tanrıçası Kibele gibiydi. Galatlar eski yurtlarında ki gibi mutluluk, huzur ve zenginlik istiyorlardı ve bunu kendi düşünce ve gelenekleri doğrultusunda Anadolu’nun bereket tanrısı Kibele’de somutlaştırdılar. BATI ANADOLU M.Ö. 276 (126. olimpiyat, 1.yıl)
Bu tarihlerde Anadolu sanki hiçbir kimsenin toprakları gibiydi. Bu zaman diliminde bu topraklara ayak basan Galatlar, Anadolu’yu istila etmek için değil, yeni bir yurt edinebilmek için gelmişlerdi. Galyalılar Anadolu’ya ayak basar basmaz kendilerini bir savaşın içinde buldular. Bu savaşı kazanıp Nikomedes’e verdikleri sözü yerine getirdikten sonra, bir an şaşırdılar. Nikomedes, Frigya taraflarına gidin oralarda bir yerlere yerleşin demişti ama, bu o kadar kolay olmadı. Evleri yoktu, tarlaları yoktu; kadınları, çocukları, yaşlıları yanlarındaydı. Yaşamlarını devam ettirebilmek için rastladıkları köy ve kasabalara saldırdılar. Önce yiyecek için derken, ele geçirdikleri ganimetlerle zenginleşmeye de başladılar. </font></font></span> Küçük Asya’ya iki koldan üç Galyalı komutanın önderliğinde gelen Galatlar aslında on yedi kabileden oluşmaktaydılar. Bir araya gelen kabile başkanları üç ana kabile şeklinde örgütlenmeye karar verdikten sonra, kura çekerek batı Anadolu’yu kendi aralarında paylaştılar. Batı Anadolu’nun kuzeyi, Hellenpontos’a kadar Troas bölgesi, Luturios başkanlığında Trokmelerin, güneydeki kıyılar ve Ionia, Leonnorios başkanlığında Tolistobogların olmuştu. Brikos liderliğinde gelen Tektosaglara da daha iç kısımlar düşmüştü; yani Frigya bölgesinin güney batısı ve Lidya. Daha henüz belli bir yerleşim alanları yoktu. Bu kura çekimi yerleşecekleri bir yurt alanı için yapılmamıştı. Bu bölüşme, kentlerden alınacak haraç veya verginin bir paylaşımıydı sadece. Bu arada Nikomedes ile yapılan anlaşma da devam ediyordu. Byzantoin’de yapılan toplantıya Bithynia dışında diğer Kuzey Ticaret Birliğine bağlı kentler de katılmıştı. Pontos krallığı da bu birliğin içindeydi ve Kappadokia krallığı da bu anlaşmayı desteklemişti. Galatlar ittifak üyelerinin dostları olacaklarına söz vermişlerdi. Müttefiklerin düşmanlarına istendiği zaman saldıracaklar ve bunun karşılığında da kabile başkanlarına ve askerlere altın verilecekti. Sanki paralı asker sözleşmesi gibi olan bu anlaşmaya göre Galatlar müttefiklere ait bölgelere saldırmayacaklar, başka yerlerde istediklerini yapacaklardı. Hatta Seleukos bölgesine saldırmaları teşvik bile edildi. Bithynia ve Pontos krallıklara onlara silah da verdiler. Zaten gereksinmeleri olan ve savaşmaktan korkmayan Galatlar batı Anadolu’da korunmasız yerleşim bölgelerine saldırmaktan çekinmediler. O kadar korku saldılar ki, kurtulan kentler tanrılara şükranlarını belirtmek için anıtlar diktiler. Tektosagların Thyateira(Akhisar)’da ele geçirdikleri esirler için ödenen fidyeler, Trokmilerin Kyzikos’a defalarca saldırmaları, Tolistobogilerin bölgenin en zengin tapınağı olan Didyma tapınağını yağmalamaları unutulmadı. Uzaklarda olan Seleukos kralı Antiokhos ile direk temas haline gelmediler ;ama kral, halkına yapılan bu saldırıları önlemek için, Galatlara fidye ödemek zorunda kaldı. Aslında haraç, fidye değildi istedikleri. Tarlalarını sürüp hayvanlarını besleyecekleri, ekmek ve tuzlarını elde edebilecekleri ve etlerini tuzlayıp şaraplarını yapabilecekleri bir yurt onlar için en büyük ganimet olacaktı. Anadolu’da onların olan bir Galaterra (Galat bölgesi) en büyük hayalleriydi.

Yaralı Galat
|
|
|
|